Tag Archives: davetiye

Weekend Happy Hour Istanbul

29 Jul

“Bu hafta ne kadar hızlı geçti”. Az önce inanır mısınız sevgilim ve ben bu cümleyi kurduk.

Gerçekten bu haftanın nasıl geçtigini anlamadım. Pazartesi günü, fabrikamız shut-downa girdi. Ofisimizin yeri değişeceginden, herkes pılısını pırtısını toparlayıp, fabrikanın muhtelif yerilerine kacti. Ben, müstakbel kocamın ofisine, onun dizinin dibine gitmeye karar verdim. Pazartesiden beri buradayım ve  aynı ofiste beraber çalışmamamızın, ikimiz için de en hayırlısı olduguna karar verdik bile :)

Salı günü 3. gelinlik provama gittim ve ilk kez gelinliğimi giydim. Zira bundan öncekilerde ortada pek birşey yoktu. Parça parça görünce insan pek birşey anlamıyor fakat bu sefer gerçekten heyecanlandıgımı itiraf etmeliyim. Hiç böyle hissedecegim düşünmemiştim. İşin aslı, gelinlik provalarına gitmek bana zor geliyordu. “Keşke kafama göre hazır birşeyler bulsaydım da alıp kurtulsaydım” dediğim çok oldu. Ama gerçekten bu son provada anladım ki, özel tasarım bir gelinlik giymek, üzerinize göre dikilmesi, sıfırdan yaratılması çok başka birşey. Ha evet, yine keşke, istedigim modele yakın ya da benzer birşeyler bulup üzerinde oynama yaptırtabilseydim diyorum, herkes için daha kolay olurdu sonuçta. Ama şu an halimden çok memnunum. Darısı tüm dileyenlerin başına diyorum.

İki gün annemi ve teyzemi agırladık. “Çeyiz” yerleştirmek için geldiler kendileri. Evin nerelerine neler koydular bilmiyorum ama sağolsunlar, artık 1637891031 adet havlumuz, 178890 adet bornozumuz, 173819 adet nevresimimiz ve yastıgımız var. Ah artık benim de 81933901 parça yemek takımım salonumda, şık masa örtülerimin durdugu çekmecenin yanında. En kısa zamanda yemege beklerim şekerim. Fırında mantarlı enginar yaparım, bırak parmaklarını, kafayı bile yersin bak.

Ve sonunda dün aşılarımızı da olduk. Balayımız için şart olan sarıhumma aşısı. Doktorla konuşurken ben tırsmadım degil. Sonuçta internetten araştırdıgımda bu kadar ciddi gelmemişti durum. Neyse, aşımızı olduk, ilaçlarımıza başlayacagız.Hayırlısıyla da fantastik bir balayı geçirip gelecegiz yüksek müsadelerinizle.

Şu an ofiste Ferdi toplanıyor, 2 saat içerisinde yola çıkacaklarmış. Malum yıllık izin, malum tatil. Tatile gitmiş ve bronzlaşmış insanlarla konuşmuyorum. Neyse ki, yakın arkadaşlarımız da bizimle aynı tarihlerde tatile çıkacakları için ve onlarla Bodrum’da buluşacagımız için sıkıntı yok. Önümüzdeki hafta bizim için de son iş haftası. Cumartesi günü nasıl bir keyif ile bavullarımızı toplayacagımı hayal bile edemiyorum. Geçtigimiz senelerde paylaştıgım tatil yazılarım (1 , 2 ) ile geri dönecegim. Fakat tatilimiz ve balayımız boyunca, açıkcası, bilgisayar, telefon vs görmek dahi istemiyorum. Bütün bunlardan uzak, sadece deniz, güneş ve kum üçlüsünü sindirecegimiz, sevgilimle başbaşa geçecek bir tatil olsun istiyorum. Macerayı balayına saklıyoruz. Playlistimiz de, bir kısmını paylaşmıştım, hazır sayılır. Sevgilim, yolculuk, fotograf, güzel muzik…Daha ne?

Tatil mevzusunda heyecanlandıgım bir başka konu da fotograf. Bu konuda gerçekten çok hassasım. Her tatilimiz için ayrı bir fotograf albumu hazırlıyoruz. Aradan 3-5 ay geçince bile, açıp bakmak o kadar keyifli oluyor ki… Bu sene de su altı kamerası satın aldık. En son Burcu’nun sualtı fotograflarını gördüm. Senelerdir zaten hastasıyım o olayın. Bu sene kısmetse biz de deneyimleyecegiz.O fotograflar için ayrı bir album bile hazırlayabilirim.

Photo Credit SARAH LEE

Bunun dışında davetiyelerimizi hazırlıyoruz. Zarfları da özel olarak kendimiz yaptıgımız için biraz zaman alıyor ve bu sıcaklarda gerçekten çok zor oluyor. Ama tesellimiz büyük. Hiç kimsenin davetiyesine, davetiye zarfına benzemiyor ve her gören bayılıyor. Eh biz de ne yalan söyleyelim, övünmüyor degiliz.


Bu haftasonunu da davetiye işlerine ayırmayı planlıyorduk fakat bir arkadaşımızın dügününe davetiliyiz, ona gideceğiz. Dügün Hilton İstanbul Moda’nın  terasında açılan 360 isimli mekanda olacakmış. Şahsen orayı çok merak ediyordum. Gidenler anlata anlata bitiremiyor. Gidelim görelim, notunu verelim, değil mi canım?

Bu haftasonuna planladıgım French Weekend’im de malesef gerçekleşemeyecek. Sevgilimle ( katılmak isterlerse arkadaşlarımızla)  geçirecegimiz fransız bir haftasonumuz olsun istiyorduk. Fransız filmleri, fondüler, french cupcakeler ve toastlarla dolu 2 gün. Evet bu aralar Fransa krizlerindeyim. En büyük hayalim, kocamın Paris’te iş bulması, beraber oraya yerleşmemiz ve Paris sokaklarında elimde fotograf makinemle dolanmak ve fotograflarımı, yazılarımı, fransız mutfagı deneyimlerimi blogumda paylaşmak. Yoo, çalışmıyorum zira kocam iyi para kazanıyor ve beni çalıştırmıyor ühühüh.

Sizlere güzellikler, kolaylıklar ve serinlikler dolu bir haftasonu diliyoruz.Güzel bir yaz şarkısıyla da huzurlarınızdan ayrılıyoruz efendim.

Bisouslardan bir demet ♥






♥♥♥♥♥5 THINGS J’ADORE ♥♥♥♥♥

10 May

Üzgünüm. Eylül’e kadar, dügün, nikah, gelinlik, damat vs ile ilgili bir sürü şey begenecegim. :(
1. Yer Kartları.


Henuz masa düzeni için birşeyler yapmadım. Fakat böyle isim ya da yer kartları olsun istiyorum. Davetli listesi en son halini aldıktan sonra bu tarz birşeyler istiyorum. Fakat internetlerde, çok güzel DIY fikirler mevcut. Degerlendirilebilir.
Buradan bakıyoruz

2..Royal Wedding.

Kate Middleton’ın gelinliğine kötü diyenin, gerçekten ya gözleri ske bakıyor ya da gerçekten zevksiz ötesi bir insan olmalı. Hele bunu diyen bir kadınsa, kadınlıgından şüphe ederim. Gidin hormon degerlerinize falan bir baktırın.
Kesinlikle “olması gerektigi gibi bir gelinlik” olması yanında bu kadar sade olup da bu kadar şık ve zarif durabilecek başka bir gelinlik daha olamazdı. Annemden ögrendigim kadarıyla bilmem kaç kişi, ellerini yarım saatte bir yıkayarak dikmiş. Dikiş iğneleri, yine saat başı mı ne uçları körelmesin ve dantele zarar vermesin diye degiştirilmiş. Ama gerçekten ortaya muhteşem bir eser çıkmış. Çok ingiliz, çok royal ve çok güzel. Alexander Mcqueen görseydi aglardı.

3.Cotton Candy Necklace.

Böyle cicili bicili şeyler ararken rastladım buna ve bayıldım. Hiç araştırmadım nereden alınır diye fakat gelinliğin üzerine pırlanta birşeyler takacagıma, böyle birşeyler takabilmek isterdim. Belki dügün fotografları için düşünülebilir.

4. Emel ♥ Zeynel

Zeynelcigim ve güzel sevgilisi Emel’in dügün davetiyeleri. İddia ediyorum ben yapsaydım daha güzel olurdu :P
Ama sadeliğini çok begendim ve renklerini de.

5.Bata Papuçlar.

Her ne kadar hala yaz gelememiş olsa da, yazlık ciciler vitrinlerde yerini aldı. Her genç kadın gibi ben de çanta ve ayakkabıya doyamıyorum. Zaten bu franco renklerin uyumuna da hastayım. Tam bir balayı papucu :P
Alırsanız

EVLİLİĞE GİRİŞ-III

28 Apr

Aslında bugun buraya kırışıklık kremleri ile ilgili bir yazı yazacaktım. Çok iyi bir araştırma yaptım ve siz okuyucularımla paylaşmak istedim. Malum yaş neredeyse 30 oldu falan. Ama öncesinde baktıgım bir kaç site ve okuduklarım fikrimi degiştirdi.

Düğünümüze 4 ay kaldı. En bilge arkadaşım Internet’e göre, dügüne 4 ay kala yapılması gerekenler şöyle;
Damatlık bakmaya başla
Gelinliğin ilk provasına git
Fotoğrafçı, organizatör, pastacı, çiçekçi ve kuaförünle görüşmeler ayarla, siparişlerini ver
Şehir dışından gelecek misafirler için otel opsiyonlarını değerlendir
Davetiyelerin ilk örneklerini bastır, kontrol et
Yüzük alışverişine çık
Düğün davetiyelerini postala

Bunları okuyunca gözlerim yuvalarından fırlayacak gibi oldu zira bu maddelerden hiç birisini aksiyona dökmüş değiliz. Hani damatlıgı geçiyorum da gelinlik provasına gitmek nedir ya?
“4 ayda neler olur neler biter, kaç kilolar alınır kaç kilolar verilir, Kate Middleton’mıyız da Royal Wedding için 4 ay önceden dikmeye başlıyorsunuz” diye söylenmeden edemedim. Sonra, tabii ki Karsan Bilirkişi Heyeti’ne danışmam gerektigine karar verdim. Hanımlar, internetteki dataları tam olarak onaylamasalar da, en azından gelinlik modelinin ve nerede dikileceginin belirlenmesi vaktinin geldiğinde hemfikirlerdi. Gelinlik denemelerimde dikkat etmem gerekenlerle ilgili, işime yarayacak bir kaç tüyo da verdiler. Bunlardan en önemlisi DİKİŞ.

Gelinliğin dikişleri Mango dikişi gibi olmayacakmış. Yoksa dügün günümüzde, dar gelebilir, ya da bollaşabilir ve canımızı sıkabilirmiş çünkü o gece sürekli dans edecegiz ya.. O bakımdan. Bu nedenle gelinliğin içine dışına her türlü dikişine dikkat edecekmişim denerken.

İkinci bir önemli konu da, her türlü modeli üzerimde denememmiş. “Aman ben böyle bişey istemiyorum zaten” deyip denememezlik etmemeliymişim. İstedigim modelin üzerimde korkunç durma ihtimali olabilirmiş. İnternette gördügüm her model bana yakışacak diye birşey yokmuş (ki bu konuda hak veriyorum, gelinlik giyen model kızlarımız 43 kg ve 1.85 boylarında olduklarından çuval giyse güzel duracak derecede) O yuzden ben de, kafamda istedigim bir model olmasına ragmen, önüme ne gelirse deneyecegim.

Diger bir konu ise, TERZİ. Gelinliği denediğimde, gelinligi dikecek kişinin beni yönlendirmesi, eger gelinliğin begenmedigim ya da degişmesini istedigim bir yeri varsa, üzerimde bir kaç oynamayla yorumlar yaparak bana göstermesi önemliymiş. Çünkü Powerpoint’ten sunum yaparak gelinlik modeli gösteren modaevleri mevcutmuş, e hadi deneyeyim dediğinizde de “Bizim elimizde sadece bu iki model var” gibi cevaplar alıyormuşsunuz.

Gelinlikte maliyetli olan, kumaş üzerine yapılan incik boncuk işlermiş. E tabii hepsinin elde yapıldıgını düşününce ben olsam ben de sokarım kol gibi. Tabii böyle işli taşlı hazır kumaşlar da varmış. Bu kısımlar beni pek ilgilendirmiyor zira öyle incikli boncuklu şeylerle pek işim olmayacak diye düşünüyorum. Büyük konuşmak istemiyorum ama üzerimde fevkaledenin de fevkinde durmadıgı sürece bu tarz bir gelinlik tercih edecegimi sanmıyorum. Diger bir maliyette TÜL-DANTEL mevzularından kaynaklıymış. Yok Fransız danteli, yerli dantel, yok işlemeli dantel yok boklu dantel falan. Gelinliğinizin fiyatını 10 saniyede ikiye katlayabilecek şeylermiş. Tabii şık ve zengin durmasının da bir bedeli olmalı. Bu konuda benim bir fikrim yok. Fiyat konusunda abartı olmadıgı sürece, gözüme hoş gözükeni ve begendigimi almak isterim. Ne de olsa bu işler bir kere oluyor, insan sadece bir kere ilk kez evleniyor ama aynı zamanda herkesin bir bütçesi de var.

Gelinlik provalarına giderken, ( yani gelinliğin modeline ve dikecek kişiye karar verildiğinde, dikim aşamasındaki provalarda) gelinliğin içerisine giyecegimiz iç çamaşırını da götürmeli ve provaları o üzerimizdeyken yapmalıymışız. Sonradan, wonderwomanlı donumuzu ve mavi sütyenimizi çıkartıp, o güne özel çamaşırlarımızı giydiğimizde surpriz yaşamak istemezmişiz. Şu aşama beni pek ilgilendirmese de ilgilendiren kısım, ayakkabılarımı götürecek olmam.
Ayakkabılarımı aldım, evet. Hem de kaç ay önceden! O ayakkabılara ulaşmak için herşeyi göze almıştım. Elime geçtiklerinde ve ayagıma geçirdiğimde yanılmadıgımı anladım. Ablam, annem ve sevgilimden başka kimse görmedi papuçlarımı. Surpriz olsun istiyorum. Düğün fotograflarımızda görürsünüz artık. Tek diyebileceğim, evlenirken giyilebilecek en dogru ve en harika ayakkabıyı seçtim. :)

Damatlık konusunda da pek endişem yok. Sevgilimin hiç yok sağolsun. Kigılı’da falan şık ve güzel şeyler bulacagımızdan eminim. Ya da Damat’tan. Onun damatlıgı için istedigim iki şey, siyah olmaması ve kesinlikle papyon takması. Bu konularda anlaştık gibi ama fikrini değiştirirse, susup otururum aşağıya. Ne de olsa bu da onun hayatında bir ilk ve nasıl istiyorsa öyle gözükmeli.

Fotografçı konusunda, dügünü yapacagımız yerin anlaşmalı oldugu, dügün gününde davetlilerle fotograflarımızı çekecek ve bir de video kayıt yapacak bir yer var. Henuz gidip konuşmadık. Studyoda çekilmiş, hıyar hıyar fotograflar istemiyoruz kesinlikle. Onun yerine açık havada çekilecek, degişik ve orjinal fotografların peşindeyiz. Boşuna fotografçı kanka yapmadık. Malzeme tedarigi bizden, fotograflar onlardan artık. Aklımızda bir kaç güzel fikir var. Fakat daha zaman oldugundan bu konu ajandamın ileriki sayfalarında.

Pasta konusunda da, düğün mekanı kaliteli bir pastane ile anlaşmalı. Pasta denemesine 1 ay kala falan gitmemizin uygun olacagını söylemişti düğün yeri sahibi. O nedenle de bir acelemiz yok. Kuaför konusu zaten, Yusuf sağolsun, baştan halloldu. Sadece İstanbul’a gittiğimde ona ugrayıp bir iki saç provası yapmamız gerekecek. Çok eglenceli olacagından da eminim.

Çiçek konusu ise bilindigi üzere daha çok yurtdışında revaçta olan bir oluşum. Biz de aman da sıklemenler olsun dügünümde, leylar koksun gibi şeyler yok. Ama dügününüz için bir konsept var mı diye sorulursa da EVET VAR :) Daha doğrusu konsepti ben belirledim, sevgilim ne istersem yapabilecegimi söyledi. Tabii ki rengarenk bir ortam olacak. Bunun için yarın siparişlerimin bir kısmını verecegim. Tabii ki Etsy’den. Diger bir kısmını da, bu hazırlıklarım biter bitmez sipariş edecegim. Düğünümüzde handmade detaylar çok olacak anlaşılacagı üzere.

Şehir dışından gelecek misafirler, geldikleri gibi evlerine dönmesini bilmeliler bence. Bir kaç arkadaşım hariç, ki akrabalarla falan zaten ilgilenmiyorum, kimin ne yapacagını bilemiyorum. Dügün günü yaklaştıgında, gerekli ayarlamalar yapılacaktır. Bu konuyu anneme ve Nilgün’e paslayacagım nıhahaha!

DAVETIYELERIMIZ!

Davetiyelerimiz için çalışmaya başladım. Şöyle ki davetiyelerimizi ben tasarlayacagım! Şu yaşıma kadar hep derdim ki bir gun evlenirsem, dümdüz bir kağıda kim evleniyor, nerede ve ne zaman evleniyor bilgilerini yazıp veririm, hiiiç işim olmaz. Ama başınıza gelince öyle olmuyormuş. Yani en azından ben pek özeniyorum. Durup düşününce şu zamana kadar elime simlisinden, güllüsüne, 2 boyutlusundan, 3 boyutlususa, kırosundan, çoluk çocuk işi olanına kadar bir sürü davetiye geçti. Ve sadece bir tanesinde diyebildim ki “Aha da olmuş, gelini/damadı yansıtmış” ya da ” işte tam x’in yapacagı bir davetiye bu”. O da Burcu’nun davetiyesiydi.

Ben çok çocukça bulsam da dediğim gibi aha işte Burcu yine haltlar yemiş ama olmuş dediğim tek davetiye budur. Davetiye bence kişisel olmalı. Özel olmalı. Matbaaya gidip davetiye seçen insanları, ilk dansı için şarkı arayan ve çok şaşırdıgım çiftlere benzetiyorum. Ulan hiç mi özel bir anınız, romantik bir dakikanız olmadı da o anı bir şarkıyla bagdaştıramadınız? Ya da siz sevgilinize hiç mi şarkı söylemezsiniz? İnsan aşık olunca, kulaklıktan gelen şarkının o güzel kısımlarını bile, sevgiliniz yanıbaşınızda otursa dahi mesaj olarak bile atabiliyor. Davetiye bakmak da böyle bence, ikinizin de sevdigi ortak hiç bişey yok da bunu 15X10 kagıda dökemiyorsunuz?

İşte bu durumda ben devreye girdim ve leziz yeteneklerimle, sevgilimin de benim de begenecegi bir davetiye tasarlamaya karar verdim. Bilen bilir, hayvanlara aşığım. Köpeklere duble aşıgım. Bu nedenle bir davetiyede beni yansıtabilecek en iyi şey bir hayvanın olmasıydı. Fakat bir köpek koymak insanları 5. dogumgunume çagırmak gibi olacagından başka bir hayvanda karar kıldık. Burada pek detay vermek istemiyorum. Arkadaşlarıma da surpriz olmasını istiyorum davetiyelerimizin. Tabii ki davetiyemiz pembe agırlıklı ama sevgilimin korktugu kadar GAY degil. Taslagını hazırlamam, Shutterstock sağolsun 10 dakikamı falan aldı. Bu tarz tasarımlar için danışılabilecek en iyi yerler bu tarz siteler arkadaşlar, tavsiye ediyorum. Biraz tuzlu oluyor ama degecegine inanıyorum. Zaten geriye düşündügüm şeyleri birleştirmek ve yazacagımız yazı kaldı.

Yüzük alışverişi falan zaten yapmış oldugumuz şeyler. Her iki yüzügümü de seve seve takıyorum. Alyansımızı degiştirmeyecegiz. Çok memnunuz ve kolay uyum sagladık. Tek taş ise sevgilimin bana en güzel hediyelerinden biri. Gerek kesimi kerek parlaklıgı ve büyüklüğüyle göz dolduruyor allah seni inandırsın.

Böyleyken böyle. Bu kısaca bu haftasonu davetiyemizi bitirip, basılmaya hazır hale getirmeyi ve gelinlik modelimi kesinleştirmeyi planlıyorum. Ha bir de hayatımda ilk kez kuru patlıcan dolması yapacagım.

♥♥♥♥♥5 THINGS J’ADORE ♥♥♥♥♥

22 Mar

Bu yazılar sanırım 5 thingsden 1489 things I love olarak degişmeli…

1. Degişik, el yapımı vintage saç bantları ve aksesuarlar ilginizi çekiyorsa, Etsy dışında da bakabileceğiniz sitelerden biri de Ban.do. 2008′de Los Angeleslı iki kankanın kurdugu bir web sitesi, şeker bir şirket haline gelmiş. Tabii beni ilgilendiren kısım Bridal ürünleriydi. Ama sitede çok nefis parçalar var.


Ban.do

2. Yine Etsy’de kendimi kaybetmiş gezerken karşılaştım bunlarla. Leopar desen severim. Her ne kadar annem “bana kötü kadınları hatırlatıyor” dese de leopar desenli yatak örtüsünden muma, hırkadan çoraba, küpeden saç bantlarına bir sürü zımbırtıya sahibim. Ablam ve Orkun açıkça begenmediklerini ve asla bana böyle birşey almayacaklarını ifade etseler de ben bunlardan bir iki tane kesinlikle istiyorum. Evde takacagım söz dışarıda takmayacagım :(

Delusional Hair

3. Düğün için ne davetiye ne de nikah şekeri dedikleri şey gerçekten umrumda değildi. Bembeyaz bir kagıda gerekli bilgileri yazıp, ilgili kişilere iletme taraftarıydım başta. Ama sonradan internette birbirinden harika davetiye fikirlerini görünce fikrim değişti. Sağolsun sevgilim de bu konularda dilediğimi yapmama müsade ediyor, hiç mudahale etmiyor. Bir ara acaba kendim davetiye olarak bir kolaj yapsam mı dedim.Ama bilemedim. O kadar cici şeyler var ki bembeyaz kagıttan nereleree diyorum kendi kendime. Hepsi aynı shoptan ellothere


4. Bence evlilik sürecinin en güzel aşamalarından biri de, hatta son aşaması ve en harika aşaması, balayı. Sevgilinizle çıktıgınız tatillerden belki bir farkı yok ama adı bile bence çok romantik. Ömür boyu çıkacagınız tatillerden en güzeli, en farklısı ve en özeli olmaya aday kanımca. Hal böyleyken Antalya’daki bilmem ne otelinin balayı suitine gitmek bana anlamsız geliyor. Oldum olası şu herşey dahil 5 yıldızlı otelde tatil fikrine uyuz olmuşumdur. Bence balayı hadisesine hassas yaklaşmak şart. Biz yurtdışında bir balayı istiyoruz. Gidebilecek miyiz bilmiyoruz zira gitmek istedigimiz tropik adalar bir hayli pahalı. Olmadı teker teker gideriz.Bu sene sen git sevgilim, seneye beni göndeririz?
Maldivler’e olan zaafıyla tanınan Pınarcıgım dün bir link attı, “Balayına buraya gidin” diyerek. Yani sadece fotografı koyuyorum başka da bir şey diyemiyorum…


Palau Cumhuriyeti

5. Makyajı pek sevmiyorum. Tamam, agır makyajı sevmiyorum. Doğal duran makyaj bence en güzeli. Ama gece dışarı çıkarken falan her türlü renk ve stile açıgım. Suratınızda kalıp gibi durmuyorsa, her türlü güzeldir. Bunun içinde light makyaj malzemeleri kullanmak gerekiyor. Kapatıcılıgı orta derecede olanları tercih ediyorum ben. E tabii İzel gibi bir cildiniz varsa bunların pek işe yarayacagını sanmıyorum. Estee Lauder’ın Cyber White Ex Extra Brightening Loose Powder’ını aldım. Çok memnunum. Benim gibi bembeyaz ve pek makyaj tutmayan bir cildiniz varsa, sonuç harika. Kalıcıgından zaten bahsetmiyorum. Çok başarılı. Hani şu yumuşacık pürüzsüzlüğü yakalıyorsunuz. Serinin diger ürünlerini de yavaş yavaş almak istiyorum.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 58 other followers