Tag Archives: düğün

MAY the spring be full of victory!

9 May

Yeni bir ay çoktan başladı. Her ne kadar güneş yüzünü tam gösteremese de bu haftasonu biraz da olsa saklandıgı yerden çıktı piç!

Geçen hafta nikah için işlemlerimizi tamamladık ve rahatladık. Artık tatlı koşuşturmalar başlayacak gibi :)

Yine geçen hafta, WordPress’e baglı olan blogumu yine WordPress bünyesinde bir domaine taşıdım. Mapping işlenlerini de gerçekleştirdikten sonra, artık sizlere
http://www.boredomisfun.com adresinden ulaşacagım cicims. Bu web tasarım işleri için baya bir mesai harcamak gerekiyor. Bunu nasıl yapacagım bilmiyorum. Zira takvime baktıgımda Haziran’ın 3. haftasonuna kadar neredeyse her haftasonumuz dolu.

Geçtigimiz haftasonunu Anneler Günü nedeniyle ailelerimize ayırdık. Cicili bicili hediyelerimizi alıp, yollara düştük. Ben cumartesiden annemlere gittim, pazar günü de sevgilim kahvaltıya geldi. Nenayı ziyaret ettik, Nilgün’ler de geldi, bir karambol bir volume…Çok yüksek sesli bir sülalemiz var. Akşamına, Ayşe Annelere yemege gittik. orada da yemekti, kahveydi, muhabbetti derken haftasonu zart diye bitti. Fatura bugune yorgunluk ve uyku olarak kesilse de çok güzel bir haftasonuydu. Annecikler, anneler gününüz tekrar kutlu olsun

Ayın 21′inde ilkokul arkadaşımın düğünü var İzmit’te. Ona davetliyiz. Bu nedenle 19 Mayıs’ta bir yerlere mi kaçsak planlarımız patladı. Kaş için aldıgımız tatil paketini iyi ki iptal etmişiz. 19 Mayıs günü çalışma ihtimalimiz bile var üstelik. Sonraki haftasonu Ömer’in dogumgunu. Henuz bir plan program yok benim bildiğim ama en kısa zamanda konuşulması gerek. Şenay’ın dogumgununden beri hiç alkol almadım, artık vakti geldi.

Atmosferin alt katmanlarında meydana gelen hava olayları her ne kadar herkesin canını sıksa da pek moral bozmamaya çalışıyoruz. Yaz boyunca yapmak istedigim bir sürü şey var. Hala bisiklete binebilmiş değiliz. Helikopter uçuramadık. Piknik işi sanırım haziran ayına kaldı bile. Bu ay içerisinde mükemmel cupcake’i yapmak istiyordum. Bunun için önümüzdeki hafta müsait gibi. Hazırlıklarıma şimdiden başlamam lazım. Hayatımda ilk kez yapacagım cupcake’in bütün aşamalarını burada paylaşacagım, meraklılara duyurulur.

Vaktimin çoğu (işten arta kalan zamandan bahsediyorum) hala dügünümüz için hazırlık yapmakla geçiyor. Masa düzeni konusunda hala gel-gitler yaşıyorum. Düğünümüzün teması, eh elimizden geldiği kadarıyla, 50′ler olacak fakat masa düzenini bir karnaval havasında düşünüyorum, renkli popcornlar ve macaronlar arasında gidip geliyorum. Düğün alanı rengarenk olsun istiyorum, renkli ponponlar, pamuk şekerler, balonlar, her renkten şekerler…Etsy’den ilk siparişimi hazırladım ve verdim. Dügün günü gelene kadar elimden kurtulmayı başarırlarsa masa süslerimin büyük bir kısmı elime geçmiş olacak! Bu süreçte, herşeyi buraya post etmezsem, düğün sonunda, bütün hikayemizi anlatabileceğim, güzel bir wedding post hazırlamayı düşünüyorum. Bu süreçte olan bitenden ziyade, yaptıgımız şeyler, nişan fotograflarımız, düğün fotograflarımız, dostlarımız, sevdiklerimiz,… Güzel bir hatıra olacagını düşünüyorum. Ayrıca düğün albumumuz için de materyal biriktirme hazırlıklarına başladım.

Hal böyle olunca tasarladıgım davetiyeler karnaval tadında olmalı diye düşünüyorum son günlerde. Bir kaç örnek yaptım kendimize, henuz görücüye çıkmadılar. Fakat elimi çabuk tutmam gerektigini biliyorum. Bu hafta bu davetiye işini nihayetlendirmem gerekecek, haftalık hedeflerimden birisi bu.


Bu ayın en güzel gelişmelerinden birisi de gelinliğimi tasarlayacak ve dikecek o harika kadını bulmuş olmam. İtiraf ediyorum, Bursa’da pek bu işi başarabileceğimi sanmıyordum. Keza, tavsiye üzerine ilk gittiğim (adını vermek istemediğim) ana-kız çalışan iki gerizekalı gerçekten bütün hevesimi kırmıştı. Kafamda olan gelinlik modeline o kadar uzaklardı ki.. Kendilerine mağazalarının isminden “tasarım” kelimesini silmelerini öneriyorum.

Oradan çıktıgımızda bu işi İstanbul’da halledecegimden eminim. Son bir çırpınışla Yeliz Sarı ‘ya gittik. Bursalı olanlar beni bu hanımefendi konusunda korkutmuşlardı. Kendisinin fiyatlarının, Aşk-ı Memnu isimli diziye tasarladıgı elbiseleri gönderikten sonra arttıgından, kendisinin burnun havadalıgından falan bahsetmişlerdi. Fakat ben tamamen farklı bir insanla tanıştım. Kendisi o kadar tatlı o kadar heyecanlı ki ve tamamen ne istedigimi anladı. İçim o kadar rahat etti ki anlatamam çünkü bu konuda güven hissi çok önemliymiş bunu anladım. Sadece dikişi iyi diye ya da sadece isim yapmış diye bir kişiyi tercih etmemek gerek kesinlikle. Fakat Yeliz Sarı, eğitimi iyi, vizyonu geniş, Bursa’ya biraz fazla bir tasarımcı bence. Fiyat konusunda da gayet insaflı. Ödemelerde büyük bir rahatlık saglıyor, fiyatlar piyasanın biraz üzerinde fakat kullandıgı fransız danteli ve kumaş kalitesi göz önünde bulundurulursa, buna deger. Ayrıca beklediğimin gayet altında bir fiyat söyledigini de itiraf etmeliyim. En kısa zamanda ilk provama gitmek istiyorum.

Yeni web sayfamla beraber bir karar daha aldım. Önceden yapıyordum bunu fakat uzun zamandır türkçe postlar yayınlıyorum. Arama motorlarında genellikle fransızca ve ingilizce aramalar sonucunda bloguma ulaşıldıgını görüyorum. Bu nedenle ingilizce/fransızca yazmaya tekrar başlayacagım. Web tasarımını da buna göre yapacagım ya da yaptıracagım.

Son zamanlarda begendigim, aklımın kaldıgı o kadar çok şey begendim ki, blogda önümüzdeki günlerde 5 Things J’adore bölümünü sıklıkla görebilirsiniz. Eklemek istedigim daha bir sürü bölüm var fakat bunun için gerçekten full time blogger falan olmak gerekiyor. Kim bilir belki bir gün olur…

Son olarak buradan sevgilime sesleniyorum; hazırlayacagın mix tape’i sabırsızlıkla bekliyorum beybeeee

Bisoulardan bir demet hepinize.

F.

EVLİLİĞE GİRİŞ-III

28 Apr

Aslında bugun buraya kırışıklık kremleri ile ilgili bir yazı yazacaktım. Çok iyi bir araştırma yaptım ve siz okuyucularımla paylaşmak istedim. Malum yaş neredeyse 30 oldu falan. Ama öncesinde baktıgım bir kaç site ve okuduklarım fikrimi degiştirdi.

Düğünümüze 4 ay kaldı. En bilge arkadaşım Internet’e göre, dügüne 4 ay kala yapılması gerekenler şöyle;
Damatlık bakmaya başla
Gelinliğin ilk provasına git
Fotoğrafçı, organizatör, pastacı, çiçekçi ve kuaförünle görüşmeler ayarla, siparişlerini ver
Şehir dışından gelecek misafirler için otel opsiyonlarını değerlendir
Davetiyelerin ilk örneklerini bastır, kontrol et
Yüzük alışverişine çık
Düğün davetiyelerini postala

Bunları okuyunca gözlerim yuvalarından fırlayacak gibi oldu zira bu maddelerden hiç birisini aksiyona dökmüş değiliz. Hani damatlıgı geçiyorum da gelinlik provasına gitmek nedir ya?
“4 ayda neler olur neler biter, kaç kilolar alınır kaç kilolar verilir, Kate Middleton’mıyız da Royal Wedding için 4 ay önceden dikmeye başlıyorsunuz” diye söylenmeden edemedim. Sonra, tabii ki Karsan Bilirkişi Heyeti’ne danışmam gerektigine karar verdim. Hanımlar, internetteki dataları tam olarak onaylamasalar da, en azından gelinlik modelinin ve nerede dikileceginin belirlenmesi vaktinin geldiğinde hemfikirlerdi. Gelinlik denemelerimde dikkat etmem gerekenlerle ilgili, işime yarayacak bir kaç tüyo da verdiler. Bunlardan en önemlisi DİKİŞ.

Gelinliğin dikişleri Mango dikişi gibi olmayacakmış. Yoksa dügün günümüzde, dar gelebilir, ya da bollaşabilir ve canımızı sıkabilirmiş çünkü o gece sürekli dans edecegiz ya.. O bakımdan. Bu nedenle gelinliğin içine dışına her türlü dikişine dikkat edecekmişim denerken.

İkinci bir önemli konu da, her türlü modeli üzerimde denememmiş. “Aman ben böyle bişey istemiyorum zaten” deyip denememezlik etmemeliymişim. İstedigim modelin üzerimde korkunç durma ihtimali olabilirmiş. İnternette gördügüm her model bana yakışacak diye birşey yokmuş (ki bu konuda hak veriyorum, gelinlik giyen model kızlarımız 43 kg ve 1.85 boylarında olduklarından çuval giyse güzel duracak derecede) O yuzden ben de, kafamda istedigim bir model olmasına ragmen, önüme ne gelirse deneyecegim.

Diger bir konu ise, TERZİ. Gelinliği denediğimde, gelinligi dikecek kişinin beni yönlendirmesi, eger gelinliğin begenmedigim ya da degişmesini istedigim bir yeri varsa, üzerimde bir kaç oynamayla yorumlar yaparak bana göstermesi önemliymiş. Çünkü Powerpoint’ten sunum yaparak gelinlik modeli gösteren modaevleri mevcutmuş, e hadi deneyeyim dediğinizde de “Bizim elimizde sadece bu iki model var” gibi cevaplar alıyormuşsunuz.

Gelinlikte maliyetli olan, kumaş üzerine yapılan incik boncuk işlermiş. E tabii hepsinin elde yapıldıgını düşününce ben olsam ben de sokarım kol gibi. Tabii böyle işli taşlı hazır kumaşlar da varmış. Bu kısımlar beni pek ilgilendirmiyor zira öyle incikli boncuklu şeylerle pek işim olmayacak diye düşünüyorum. Büyük konuşmak istemiyorum ama üzerimde fevkaledenin de fevkinde durmadıgı sürece bu tarz bir gelinlik tercih edecegimi sanmıyorum. Diger bir maliyette TÜL-DANTEL mevzularından kaynaklıymış. Yok Fransız danteli, yerli dantel, yok işlemeli dantel yok boklu dantel falan. Gelinliğinizin fiyatını 10 saniyede ikiye katlayabilecek şeylermiş. Tabii şık ve zengin durmasının da bir bedeli olmalı. Bu konuda benim bir fikrim yok. Fiyat konusunda abartı olmadıgı sürece, gözüme hoş gözükeni ve begendigimi almak isterim. Ne de olsa bu işler bir kere oluyor, insan sadece bir kere ilk kez evleniyor ama aynı zamanda herkesin bir bütçesi de var.

Gelinlik provalarına giderken, ( yani gelinliğin modeline ve dikecek kişiye karar verildiğinde, dikim aşamasındaki provalarda) gelinliğin içerisine giyecegimiz iç çamaşırını da götürmeli ve provaları o üzerimizdeyken yapmalıymışız. Sonradan, wonderwomanlı donumuzu ve mavi sütyenimizi çıkartıp, o güne özel çamaşırlarımızı giydiğimizde surpriz yaşamak istemezmişiz. Şu aşama beni pek ilgilendirmese de ilgilendiren kısım, ayakkabılarımı götürecek olmam.
Ayakkabılarımı aldım, evet. Hem de kaç ay önceden! O ayakkabılara ulaşmak için herşeyi göze almıştım. Elime geçtiklerinde ve ayagıma geçirdiğimde yanılmadıgımı anladım. Ablam, annem ve sevgilimden başka kimse görmedi papuçlarımı. Surpriz olsun istiyorum. Düğün fotograflarımızda görürsünüz artık. Tek diyebileceğim, evlenirken giyilebilecek en dogru ve en harika ayakkabıyı seçtim. :)

Damatlık konusunda da pek endişem yok. Sevgilimin hiç yok sağolsun. Kigılı’da falan şık ve güzel şeyler bulacagımızdan eminim. Ya da Damat’tan. Onun damatlıgı için istedigim iki şey, siyah olmaması ve kesinlikle papyon takması. Bu konularda anlaştık gibi ama fikrini değiştirirse, susup otururum aşağıya. Ne de olsa bu da onun hayatında bir ilk ve nasıl istiyorsa öyle gözükmeli.

Fotografçı konusunda, dügünü yapacagımız yerin anlaşmalı oldugu, dügün gününde davetlilerle fotograflarımızı çekecek ve bir de video kayıt yapacak bir yer var. Henuz gidip konuşmadık. Studyoda çekilmiş, hıyar hıyar fotograflar istemiyoruz kesinlikle. Onun yerine açık havada çekilecek, degişik ve orjinal fotografların peşindeyiz. Boşuna fotografçı kanka yapmadık. Malzeme tedarigi bizden, fotograflar onlardan artık. Aklımızda bir kaç güzel fikir var. Fakat daha zaman oldugundan bu konu ajandamın ileriki sayfalarında.

Pasta konusunda da, düğün mekanı kaliteli bir pastane ile anlaşmalı. Pasta denemesine 1 ay kala falan gitmemizin uygun olacagını söylemişti düğün yeri sahibi. O nedenle de bir acelemiz yok. Kuaför konusu zaten, Yusuf sağolsun, baştan halloldu. Sadece İstanbul’a gittiğimde ona ugrayıp bir iki saç provası yapmamız gerekecek. Çok eglenceli olacagından da eminim.

Çiçek konusu ise bilindigi üzere daha çok yurtdışında revaçta olan bir oluşum. Biz de aman da sıklemenler olsun dügünümde, leylar koksun gibi şeyler yok. Ama dügününüz için bir konsept var mı diye sorulursa da EVET VAR :) Daha doğrusu konsepti ben belirledim, sevgilim ne istersem yapabilecegimi söyledi. Tabii ki rengarenk bir ortam olacak. Bunun için yarın siparişlerimin bir kısmını verecegim. Tabii ki Etsy’den. Diger bir kısmını da, bu hazırlıklarım biter bitmez sipariş edecegim. Düğünümüzde handmade detaylar çok olacak anlaşılacagı üzere.

Şehir dışından gelecek misafirler, geldikleri gibi evlerine dönmesini bilmeliler bence. Bir kaç arkadaşım hariç, ki akrabalarla falan zaten ilgilenmiyorum, kimin ne yapacagını bilemiyorum. Dügün günü yaklaştıgında, gerekli ayarlamalar yapılacaktır. Bu konuyu anneme ve Nilgün’e paslayacagım nıhahaha!

DAVETIYELERIMIZ!

Davetiyelerimiz için çalışmaya başladım. Şöyle ki davetiyelerimizi ben tasarlayacagım! Şu yaşıma kadar hep derdim ki bir gun evlenirsem, dümdüz bir kağıda kim evleniyor, nerede ve ne zaman evleniyor bilgilerini yazıp veririm, hiiiç işim olmaz. Ama başınıza gelince öyle olmuyormuş. Yani en azından ben pek özeniyorum. Durup düşününce şu zamana kadar elime simlisinden, güllüsüne, 2 boyutlusundan, 3 boyutlususa, kırosundan, çoluk çocuk işi olanına kadar bir sürü davetiye geçti. Ve sadece bir tanesinde diyebildim ki “Aha da olmuş, gelini/damadı yansıtmış” ya da ” işte tam x’in yapacagı bir davetiye bu”. O da Burcu’nun davetiyesiydi.

Ben çok çocukça bulsam da dediğim gibi aha işte Burcu yine haltlar yemiş ama olmuş dediğim tek davetiye budur. Davetiye bence kişisel olmalı. Özel olmalı. Matbaaya gidip davetiye seçen insanları, ilk dansı için şarkı arayan ve çok şaşırdıgım çiftlere benzetiyorum. Ulan hiç mi özel bir anınız, romantik bir dakikanız olmadı da o anı bir şarkıyla bagdaştıramadınız? Ya da siz sevgilinize hiç mi şarkı söylemezsiniz? İnsan aşık olunca, kulaklıktan gelen şarkının o güzel kısımlarını bile, sevgiliniz yanıbaşınızda otursa dahi mesaj olarak bile atabiliyor. Davetiye bakmak da böyle bence, ikinizin de sevdigi ortak hiç bişey yok da bunu 15X10 kagıda dökemiyorsunuz?

İşte bu durumda ben devreye girdim ve leziz yeteneklerimle, sevgilimin de benim de begenecegi bir davetiye tasarlamaya karar verdim. Bilen bilir, hayvanlara aşığım. Köpeklere duble aşıgım. Bu nedenle bir davetiyede beni yansıtabilecek en iyi şey bir hayvanın olmasıydı. Fakat bir köpek koymak insanları 5. dogumgunume çagırmak gibi olacagından başka bir hayvanda karar kıldık. Burada pek detay vermek istemiyorum. Arkadaşlarıma da surpriz olmasını istiyorum davetiyelerimizin. Tabii ki davetiyemiz pembe agırlıklı ama sevgilimin korktugu kadar GAY degil. Taslagını hazırlamam, Shutterstock sağolsun 10 dakikamı falan aldı. Bu tarz tasarımlar için danışılabilecek en iyi yerler bu tarz siteler arkadaşlar, tavsiye ediyorum. Biraz tuzlu oluyor ama degecegine inanıyorum. Zaten geriye düşündügüm şeyleri birleştirmek ve yazacagımız yazı kaldı.

Yüzük alışverişi falan zaten yapmış oldugumuz şeyler. Her iki yüzügümü de seve seve takıyorum. Alyansımızı degiştirmeyecegiz. Çok memnunuz ve kolay uyum sagladık. Tek taş ise sevgilimin bana en güzel hediyelerinden biri. Gerek kesimi kerek parlaklıgı ve büyüklüğüyle göz dolduruyor allah seni inandırsın.

Böyleyken böyle. Bu kısaca bu haftasonu davetiyemizi bitirip, basılmaya hazır hale getirmeyi ve gelinlik modelimi kesinleştirmeyi planlıyorum. Ha bir de hayatımda ilk kez kuru patlıcan dolması yapacagım.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 310 other followers