Tag Archives: evlilik hazırlıkları

EVLİLİĞE GİRİŞ-IV

22 Jul

Evet sayın okuyucular. Sona dogru yaklaşırken, (Son derken, harika bir başlangıç tabii) bir başka evliliğe giriş yazımla sizlerle beraberim. Bu evlilik süreci böyle birşeymiş işte.  Hazırlıkları aylaaar öncesinden başlayıp, düğün gününe kadar devam edermiş. Biz de tecrübe ediyoruz bakalım. Hayırlısıyla şu düğün günü  gelse de, alnımızın akı ile tamamlasak şu süreci ve balayı mevzusuna dalsak diyoruz. Yine şöyle bir baktım internetlere, bakalım düğüne bir ay kala neler yapmakla yükümlüyüz, neler yapmamakla suçluyuz diye.

DÜĞÜNE 1 AY KALA

Düğün mekanıyla sözleşmenizi yapmalısınız :  Tick.

Catering anlaşmanızı yapmalısınız : O zaten Tick.

Pasta siparişinizi vermelisiniz :Vermeliyiz tabi…

Davetiyeleri davetlilere ulaştırmalısınız : O kısmetse haftaya

Nikah memurunuzu belirlemelisiniz :  Kim bilir hangi şanslı memur?

Müstakbel eşinizin hediyesini almalısınız : Ben ona en güzel hediye değil miyim???

Balayı gezinizin işlemlerini tamamlamalısınız : Ahggrrr işte en sevdigim madde!!! Evet evet Tick!

Gelinlik aksesuarlarınızı almalısınız : Ne gibi?

Cilt ve vücut bakımınızı yaptırmalısınız :  Ben biraz güneşlenmeyi planlıyordum…

Kuaförünüzü, makyözünüzü belirlemelisiniz : Kuaförümüz hazır,  makyöz bendeniz…

Nikah şahitlerini belirleyip, kendilerine haber vermelisiniz : José’y'e 5 ay önceden dedik ama bakalım..

Video ve fotoğrafçı ile anlaşmalarınızı yapmalısınız :  Orkun Akdag Production Gururla sunar : FATOS & HAKAN IN WEDDINGLAND!

Çiçek ve süslemeci ile anlaşmanızı yapmalısınız : Bunlar hep yurtdışı sitelerinden arak sanırım?

Müzik ve animasyon ekipleri ile anlaşma yapmalısınız : Evet, animasyon ekibi olarak anlaştım birileriyle, agızlarından ateş çıkartacaklar falan, sirk ya bizim düğün.

Durum böyleyken yine kendimi bir enteresan hisseder oluyorum. Benim ugraştıgım şeyler ve bu global düğün hazırlık maddeleri ile hiç mi hiç uyuşmuyor. Ben mesela, düğün fotograf çekimimiz için alışveriş yapıyorum. Konsepte uygun olarak ( aforesaid; Fatos & Hakan in WEDDINGLAND! ♠♦♥♣ ) materyalleri hazırlamaya çalışıyorum. Düğün gecesi için şampanya kadehlerimizi süslüyorum. Masa süslemeleri için dev konfetiler yapıyorum. Nikah şekerlerimiz için damgalar, davetiyelerimiz için kaşeler  yaptırıyorum. Kendi masamız için bannerlar, hazırlıyorum. Bildiginiz, sayın okuyucular HANDMADE bir düğün hazırlıyoruz biz. Çok da mutluyuz bu halimizden. Klasik, basmakalıp, tin tin tin bir düğünümüz olsun istemiyoruz. Bundan 15 sene sonra oglumuza (iddialıyım :P ) dügün fotograflarımızı gösterdiğimizde hayran hayran baksın istiyoruz. Tabi o zamana kadar neler olur biter… Bizimki de heves işte…Nikah şekerlerimizi bile kendi ellerimizle yapacagız. Ve gerçekten böyle oldugu için çok ama çok mutluyuz.  Bizim telaşımız bunlar. Gelinliğimiz, damatlıgımız, saçımız başımız değil. Şu yazıyı yazarken inanın hislendim sayın okuyucular… Sevgilime buradan bir el sallayayım bari müsadenizle…


 

Demem o ki, evet belirli bir sürede yapılması gereken belirli işler, tamamlanması gereken vazifeler var. Ama bunlar asla o süreci bir eziyete çevirmemeli bence. Arada telaş yapmak doğal, (ki yaptım evet ama burcumdan kaynaklanıyor bu sevgilim valla bak ) ama abartmamak şart. Hep birinin dediği gibi, “Herşey olacagına varır” :)  Siz, belgelerinizi tamamlayın, nikah tarihinizi alın, size ve bütçenize uygun mekanı bulun, gerisi zaten pek kolay. Of bayılıyorum böyle artist artist konuşmaya ya. Asıl çile, annenize kıyafet bakarken başlayacak, emin olun. Ve bence düğünden önce ufak bir tatil kaçamagı da yapmayı ihmal etmemek gerek.En önemli detay bu.Bu yazıyı yazdıktan sonra, bir liste manyagı olarak defterimde çizmediğim herhangi birşey var mı diye bakacagım tabii, orası ayrı…


Lafı uzatmadan burada kesiyorum sayın okuyucularım. Zira yapmam gereken biiiiiiiir sürü işim var. Hepinizi öpüyor ve kucaklıyorum. Bazılarınız hariç ama.

Bisous ♥


Born on the Fourth of July

4 Jul

20 yaşından sonra senelerin nasıl geçtigini anlamayacaksın demişlerdi de inanmamıştım. Hele hele 25 inden sonra hızına yetişemeyeceksin diye abarttıklarında da, “hadi len” demiştim. Ama öyleymiş. İleride birgun çocugum olursa, ergenlik döneminde ona bulunacagım ilk tavsiyelerden biri de, hergunu dolu dolu yaşaması olacak.
Gerçekten, ne ara 2011′in ilk yarısını bitirdik ben anlamadım. Daha geçenlerde yeni yıla girmedik mi?

Geçen Ömer’in facebook sayfasında vardı şöyle birşey.

Hakkaten, kids whom I remember in their diapers, posting their photos on facebook. Universitede, el kadar bebe olan Lili’nin kuzenleri, facebook’ta fink atıyor. 6 aylıkken mi ne yan dairemize taşınan Figen Abla’nın kızı Öykü, bugun universite 1. sınıfı bitirdi. Üstelik tıp okuyor. Neredeyse 30 yaşındayım. Eskiden korkunç gelen o yaşa girmeme 2 ay kaldı. Zaman gerçekten akıp geçiyor. Hiç acıması yok. Hiç affı yok.

Şöyle bir dönüp baktıgımda, gerçekten güzel geçmiş bir 29 senem var elimde. İlk 3-5 seneyi çok net hatırlayamasam da, fotograflardan gördüğüm kadarıyla çok eglenmişim. Sürekli gezmişiz ailecek. Karavanımızla girmediğimiz koy, konaklamadıgımız kamp alanı kalmamış. Lazımlıgım, gazoz kapaklarım ve ben. Zaten 4 yaşıma kadar giyinik bir fotografım yok. Böyle takılmışım.

Bu kadar nostalji yeter…
Bu ay yine bir sürü şey oldu. Düğünümüze tam 2 ay kaldı. Bizce en önemli olan detayları hallettik. Balayımızı ayarladık. Çok heyecanlıyız. 7 gün sürecek çok farklı bir tatil olacak bizim için. Ayrıntı vermek istemiyorum, nazarınız falan deger, heh. Ama geçen Beliz‘in tweetlerinden birisinde dediği gibi, “bu yaz dilini konuşmadığım bir ülkenin sahilinde sarhoş olmak gibi bir planım var bakalım”

Balayına gidecegiz diye, yaz tatilimizi es geçecek değildik. Bütün sene biz de çalıştık, biz de yorulduk. Güzel bir tatili de hakettik. Geçen sene gittigimiz Marmaris Les Terasses de Selimiye ‘den çok memnun kalmıştık. Bu sene rotayı Bodrum’a çeviriyoruz. Orada da güzel bir butik otel bulduk. Mümkünse 6 gün herkesten, herşeyden uzak masmavi bir tatil geçirmek istiyoruz. Aranızda tatile gidemeyecek olanlar varsa, ne yapın ne edin bir kaçamak yapın derim.

Düğün fotograflarımız için bannerlar, photo proplar hazırlamaya devam ediyorum. Çok orjinal düğün fotograflarımız olacak! Bu işler vaktimin çogunu alıyor. Neyse ki, davetiye sayfasını kapadık. 2 farklı davetiyemiz var. Arkadaşlarımıza ve akrabalara ayrı olacak şekilde hazırladık. Invitations Designs bölümünde en kısa zamanda paylaşacagım.
Nikah şekerlerini de kendimiz hazırlayacagız. Aklımda bir kaç fikir var. Netleşmeleri için biraz araştırma yapmam gerekti. 500 adet nikah şekeri hazırlarken şekilden şekile girecegimin bilincindeyim. Ama herşey özel, tek ve benzersiz olsun istiyorum. Nikah şekerleri, bir D.I.Y. projesi kapsamında oldugundan Bricolage kategorisi altında, o süreci de paylaşmak istiyorum.

Gelinlik provalarım hala başlamadı. Ben ne kadar endişeliysem Yeliz Hanım o kadar rahat. Hatta ara ara beni unuttugunu düşünüyorum fakat istedigim gelinlik modelini düşününce çok da zorlanmayacagını tahmin ediyorum. O nedenle ölçümüzü verdik, sabırla bekliyoruz bakalım.
Saçım için düşündüğüm bir model aşağıdaki gibi.

Gayet derli toplu ve klas bir model oldugunu düşünüyorum. Duvagımı ve gelinlik modelimle de gayet uyumlu, nostaljik bir model. Hala Yusuf’a gitmedim. Ona agustos ayı içerisinde ugramayı planlıyorum.
Bu ayı pasaport uzatma, davetiye bastırma, nikah şekeri peşinde koşma gibi kıl işlere ayırdık.

Bu ay Tolga’yı evlendirdik. Evlenen evlenene. Gerçekten bilemiyorum ama insanların bu 30 yaşına yaklaşırken ya da bu yaş civarlarında sanırım paçaları tutuşuyor. Yalnız ölecegim kaygısından mıdır, herkes evlendi ben evde kaldım korkusundan mıdır, herkes bir evlilik planı peşinde.
Aşk evliliği yapan insan çok az etrafımda. Ya uzun süre beraberdir çiftler, e artık birbirlerine alışmışlardır evlenirler, ya “ben bundan daha iyisini” bulamam der içinden, evlenirler, “ya artık ben de evleneyim” der arayışa girer, bulur birini ve evlenirler. Ama aşk evliliği yapan çok az insan var. Bu azınlıktan oldugum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Cumartesi günü, kendisini pek sevmesem de Pakize Suda’nın bir yazısını okudum gazetede. Geçen haftanın olay çifti Ali Taran ve Ayşe Özyılmazer hakkında yazmıştı. Demiş ki,

Kesinlikle katılıyorum bu yazdıklarına. Evlilik konusunda daha önce de belirttigim üzere, hiç bir beklentim olmadı bu yaşıma kadar. 3-5 ay tanıdıgım insanlar evlilik fikrinden bahsettiğinde hayatımı degiştirmeye, gelinlik modeli begenmeye ve hayaller kurmaya başlamadım. Aksine evlilik fikri hep uzak olmuştur bana.

Kısaca demek istedigim, Tolga’da böyle evlendi. 4-5 ay önce tanışıp, aşık oldular ve şimdi balayındalar. Tabi Tolga’nın 2 hafta önce kanser tedavisi gören 20 senelik eşinden boşanmışlıgı yok. Evleniyorsanız aşık oldugunuz için evleniyorsunuzdur umarım…
Bunca koşuşturmanın arasında kıçımızı gezidrmekten de eksik kalmadık tabii. Trilye’ye gittik geçen pazar. Bursa çok garip bir şehir gerçekten. Hem deniz elinizin altında hem de yemyeşil bir dag. Şanslı illerden biri bence bu özelliğiyle. Trilye’ye yolunda tatil krizimiz bir kez daha vurdu! Aghhr deniz aghrr mavi…

Bütün bunlar olurken bloga yazı yazmak için fırsat yaratmak biraz zor oluyor. Eylül sonuna kadar böyle olacak sanırım. Ama ne diyor şarkıda şekerim,

Temmuz Ağustos Eylül her mevsimde durma gül!

Bisous!

 

EVLİLİĞE GİRİŞ-III

28 Apr

Aslında bugun buraya kırışıklık kremleri ile ilgili bir yazı yazacaktım. Çok iyi bir araştırma yaptım ve siz okuyucularımla paylaşmak istedim. Malum yaş neredeyse 30 oldu falan. Ama öncesinde baktıgım bir kaç site ve okuduklarım fikrimi degiştirdi.

Düğünümüze 4 ay kaldı. En bilge arkadaşım Internet’e göre, dügüne 4 ay kala yapılması gerekenler şöyle;
Damatlık bakmaya başla
Gelinliğin ilk provasına git
Fotoğrafçı, organizatör, pastacı, çiçekçi ve kuaförünle görüşmeler ayarla, siparişlerini ver
Şehir dışından gelecek misafirler için otel opsiyonlarını değerlendir
Davetiyelerin ilk örneklerini bastır, kontrol et
Yüzük alışverişine çık
Düğün davetiyelerini postala

Bunları okuyunca gözlerim yuvalarından fırlayacak gibi oldu zira bu maddelerden hiç birisini aksiyona dökmüş değiliz. Hani damatlıgı geçiyorum da gelinlik provasına gitmek nedir ya?
“4 ayda neler olur neler biter, kaç kilolar alınır kaç kilolar verilir, Kate Middleton’mıyız da Royal Wedding için 4 ay önceden dikmeye başlıyorsunuz” diye söylenmeden edemedim. Sonra, tabii ki Karsan Bilirkişi Heyeti’ne danışmam gerektigine karar verdim. Hanımlar, internetteki dataları tam olarak onaylamasalar da, en azından gelinlik modelinin ve nerede dikileceginin belirlenmesi vaktinin geldiğinde hemfikirlerdi. Gelinlik denemelerimde dikkat etmem gerekenlerle ilgili, işime yarayacak bir kaç tüyo da verdiler. Bunlardan en önemlisi DİKİŞ.

Gelinliğin dikişleri Mango dikişi gibi olmayacakmış. Yoksa dügün günümüzde, dar gelebilir, ya da bollaşabilir ve canımızı sıkabilirmiş çünkü o gece sürekli dans edecegiz ya.. O bakımdan. Bu nedenle gelinliğin içine dışına her türlü dikişine dikkat edecekmişim denerken.

İkinci bir önemli konu da, her türlü modeli üzerimde denememmiş. “Aman ben böyle bişey istemiyorum zaten” deyip denememezlik etmemeliymişim. İstedigim modelin üzerimde korkunç durma ihtimali olabilirmiş. İnternette gördügüm her model bana yakışacak diye birşey yokmuş (ki bu konuda hak veriyorum, gelinlik giyen model kızlarımız 43 kg ve 1.85 boylarında olduklarından çuval giyse güzel duracak derecede) O yuzden ben de, kafamda istedigim bir model olmasına ragmen, önüme ne gelirse deneyecegim.

Diger bir konu ise, TERZİ. Gelinliği denediğimde, gelinligi dikecek kişinin beni yönlendirmesi, eger gelinliğin begenmedigim ya da degişmesini istedigim bir yeri varsa, üzerimde bir kaç oynamayla yorumlar yaparak bana göstermesi önemliymiş. Çünkü Powerpoint’ten sunum yaparak gelinlik modeli gösteren modaevleri mevcutmuş, e hadi deneyeyim dediğinizde de “Bizim elimizde sadece bu iki model var” gibi cevaplar alıyormuşsunuz.

Gelinlikte maliyetli olan, kumaş üzerine yapılan incik boncuk işlermiş. E tabii hepsinin elde yapıldıgını düşününce ben olsam ben de sokarım kol gibi. Tabii böyle işli taşlı hazır kumaşlar da varmış. Bu kısımlar beni pek ilgilendirmiyor zira öyle incikli boncuklu şeylerle pek işim olmayacak diye düşünüyorum. Büyük konuşmak istemiyorum ama üzerimde fevkaledenin de fevkinde durmadıgı sürece bu tarz bir gelinlik tercih edecegimi sanmıyorum. Diger bir maliyette TÜL-DANTEL mevzularından kaynaklıymış. Yok Fransız danteli, yerli dantel, yok işlemeli dantel yok boklu dantel falan. Gelinliğinizin fiyatını 10 saniyede ikiye katlayabilecek şeylermiş. Tabii şık ve zengin durmasının da bir bedeli olmalı. Bu konuda benim bir fikrim yok. Fiyat konusunda abartı olmadıgı sürece, gözüme hoş gözükeni ve begendigimi almak isterim. Ne de olsa bu işler bir kere oluyor, insan sadece bir kere ilk kez evleniyor ama aynı zamanda herkesin bir bütçesi de var.

Gelinlik provalarına giderken, ( yani gelinliğin modeline ve dikecek kişiye karar verildiğinde, dikim aşamasındaki provalarda) gelinliğin içerisine giyecegimiz iç çamaşırını da götürmeli ve provaları o üzerimizdeyken yapmalıymışız. Sonradan, wonderwomanlı donumuzu ve mavi sütyenimizi çıkartıp, o güne özel çamaşırlarımızı giydiğimizde surpriz yaşamak istemezmişiz. Şu aşama beni pek ilgilendirmese de ilgilendiren kısım, ayakkabılarımı götürecek olmam.
Ayakkabılarımı aldım, evet. Hem de kaç ay önceden! O ayakkabılara ulaşmak için herşeyi göze almıştım. Elime geçtiklerinde ve ayagıma geçirdiğimde yanılmadıgımı anladım. Ablam, annem ve sevgilimden başka kimse görmedi papuçlarımı. Surpriz olsun istiyorum. Düğün fotograflarımızda görürsünüz artık. Tek diyebileceğim, evlenirken giyilebilecek en dogru ve en harika ayakkabıyı seçtim. :)

Damatlık konusunda da pek endişem yok. Sevgilimin hiç yok sağolsun. Kigılı’da falan şık ve güzel şeyler bulacagımızdan eminim. Ya da Damat’tan. Onun damatlıgı için istedigim iki şey, siyah olmaması ve kesinlikle papyon takması. Bu konularda anlaştık gibi ama fikrini değiştirirse, susup otururum aşağıya. Ne de olsa bu da onun hayatında bir ilk ve nasıl istiyorsa öyle gözükmeli.

Fotografçı konusunda, dügünü yapacagımız yerin anlaşmalı oldugu, dügün gününde davetlilerle fotograflarımızı çekecek ve bir de video kayıt yapacak bir yer var. Henuz gidip konuşmadık. Studyoda çekilmiş, hıyar hıyar fotograflar istemiyoruz kesinlikle. Onun yerine açık havada çekilecek, degişik ve orjinal fotografların peşindeyiz. Boşuna fotografçı kanka yapmadık. Malzeme tedarigi bizden, fotograflar onlardan artık. Aklımızda bir kaç güzel fikir var. Fakat daha zaman oldugundan bu konu ajandamın ileriki sayfalarında.

Pasta konusunda da, düğün mekanı kaliteli bir pastane ile anlaşmalı. Pasta denemesine 1 ay kala falan gitmemizin uygun olacagını söylemişti düğün yeri sahibi. O nedenle de bir acelemiz yok. Kuaför konusu zaten, Yusuf sağolsun, baştan halloldu. Sadece İstanbul’a gittiğimde ona ugrayıp bir iki saç provası yapmamız gerekecek. Çok eglenceli olacagından da eminim.

Çiçek konusu ise bilindigi üzere daha çok yurtdışında revaçta olan bir oluşum. Biz de aman da sıklemenler olsun dügünümde, leylar koksun gibi şeyler yok. Ama dügününüz için bir konsept var mı diye sorulursa da EVET VAR :) Daha doğrusu konsepti ben belirledim, sevgilim ne istersem yapabilecegimi söyledi. Tabii ki rengarenk bir ortam olacak. Bunun için yarın siparişlerimin bir kısmını verecegim. Tabii ki Etsy’den. Diger bir kısmını da, bu hazırlıklarım biter bitmez sipariş edecegim. Düğünümüzde handmade detaylar çok olacak anlaşılacagı üzere.

Şehir dışından gelecek misafirler, geldikleri gibi evlerine dönmesini bilmeliler bence. Bir kaç arkadaşım hariç, ki akrabalarla falan zaten ilgilenmiyorum, kimin ne yapacagını bilemiyorum. Dügün günü yaklaştıgında, gerekli ayarlamalar yapılacaktır. Bu konuyu anneme ve Nilgün’e paslayacagım nıhahaha!

DAVETIYELERIMIZ!

Davetiyelerimiz için çalışmaya başladım. Şöyle ki davetiyelerimizi ben tasarlayacagım! Şu yaşıma kadar hep derdim ki bir gun evlenirsem, dümdüz bir kağıda kim evleniyor, nerede ve ne zaman evleniyor bilgilerini yazıp veririm, hiiiç işim olmaz. Ama başınıza gelince öyle olmuyormuş. Yani en azından ben pek özeniyorum. Durup düşününce şu zamana kadar elime simlisinden, güllüsüne, 2 boyutlusundan, 3 boyutlususa, kırosundan, çoluk çocuk işi olanına kadar bir sürü davetiye geçti. Ve sadece bir tanesinde diyebildim ki “Aha da olmuş, gelini/damadı yansıtmış” ya da ” işte tam x’in yapacagı bir davetiye bu”. O da Burcu’nun davetiyesiydi.

Ben çok çocukça bulsam da dediğim gibi aha işte Burcu yine haltlar yemiş ama olmuş dediğim tek davetiye budur. Davetiye bence kişisel olmalı. Özel olmalı. Matbaaya gidip davetiye seçen insanları, ilk dansı için şarkı arayan ve çok şaşırdıgım çiftlere benzetiyorum. Ulan hiç mi özel bir anınız, romantik bir dakikanız olmadı da o anı bir şarkıyla bagdaştıramadınız? Ya da siz sevgilinize hiç mi şarkı söylemezsiniz? İnsan aşık olunca, kulaklıktan gelen şarkının o güzel kısımlarını bile, sevgiliniz yanıbaşınızda otursa dahi mesaj olarak bile atabiliyor. Davetiye bakmak da böyle bence, ikinizin de sevdigi ortak hiç bişey yok da bunu 15X10 kagıda dökemiyorsunuz?

İşte bu durumda ben devreye girdim ve leziz yeteneklerimle, sevgilimin de benim de begenecegi bir davetiye tasarlamaya karar verdim. Bilen bilir, hayvanlara aşığım. Köpeklere duble aşıgım. Bu nedenle bir davetiyede beni yansıtabilecek en iyi şey bir hayvanın olmasıydı. Fakat bir köpek koymak insanları 5. dogumgunume çagırmak gibi olacagından başka bir hayvanda karar kıldık. Burada pek detay vermek istemiyorum. Arkadaşlarıma da surpriz olmasını istiyorum davetiyelerimizin. Tabii ki davetiyemiz pembe agırlıklı ama sevgilimin korktugu kadar GAY degil. Taslagını hazırlamam, Shutterstock sağolsun 10 dakikamı falan aldı. Bu tarz tasarımlar için danışılabilecek en iyi yerler bu tarz siteler arkadaşlar, tavsiye ediyorum. Biraz tuzlu oluyor ama degecegine inanıyorum. Zaten geriye düşündügüm şeyleri birleştirmek ve yazacagımız yazı kaldı.

Yüzük alışverişi falan zaten yapmış oldugumuz şeyler. Her iki yüzügümü de seve seve takıyorum. Alyansımızı degiştirmeyecegiz. Çok memnunuz ve kolay uyum sagladık. Tek taş ise sevgilimin bana en güzel hediyelerinden biri. Gerek kesimi kerek parlaklıgı ve büyüklüğüyle göz dolduruyor allah seni inandırsın.

Böyleyken böyle. Bu kısaca bu haftasonu davetiyemizi bitirip, basılmaya hazır hale getirmeyi ve gelinlik modelimi kesinleştirmeyi planlıyorum. Ha bir de hayatımda ilk kez kuru patlıcan dolması yapacagım.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 313 other followers