OOOhhh bebeeq too much is going oooonn…

Bu ay pek çılgın geçti yahu. Her haftasonu bir organizasyon, her gün gidilmesi gereken yerler, yapılması gereken işler. Bunların arasında ne acısı da çekilmesi gereken diş…
Ayın 21’inde dişimi çektirmem gerekiyordu emmee çektirmedim. Evet tırstım. Sanki sen “Dişini kurtaramıyoruz, kanal tedavisi yapsak bile 2 ay sonra yine aynı şikayetle geleceksin. En mantıklısı bu dişi çekmek” diyen bir diş hekiminin karşısında tırsmazdın da sayın bu blogu okuyan. Ama vazgeçmemin sebebi sadece bu değildi. Kim ile konuşsam, başka bir diş hekimine daha gitmemi, dişimi ona da göstermemi, ikinci bir fikir edinmemi tembihledi. E ben de dünden razı oldugum için randevumu iptal ettirdim. Ha başka diş hekimine gittin mi diye sor bana okuyan. Hayır gitmedim. Ne zaman gideceğimi de bilmiyorum. Gideyim diye gaza gelsem, iş çıkıyor.İşten erken çıktıgımızda (erken dediğim saat 18:20 oluyor) hiç canım diş çektirmek istemiyor, onun yerine sevgilimle yemek yapmak, yemek, Assassin’s Creed oynamak, film izlemek falan geliyor. Ne yapayım?

Assassin’s Creed oynuyoruz, evet. Şu oyun çıktıgından beri içimdeki oynama isteği bir volkan gibi patlamış, aleeeeevv aleeeeev içimi yakıyordu. Aha sonra ikisi çıktı, oha sonra üçüncü oyun Brotherhood çıktı derken, yuh artık biz de alalım oynayalım dedik. “Zenginiz, paramız var, bari seriyi komple alalım yaaa bize mi koyacak allahını seversen” demedik tabi ki, senin gibi görgüsüz değiliz okuyan, ama zenginiz ahah. Alalım almayalım, gazlara gelelim gelmeyelim derken, alıverdik bu 3 kardeşi. Her akşam yatmadan 3’ünü de öpüyorum, iyi uykular diliyorum. Daha ilk oyunun başlarında sayılırız.Oyuna alışma sürecindeyiz derken piç arkadaşımız Ömer ve onun sarı sevgilisi Elif’in de Assassin’s Creed’e baladıgını ögrendik. Bu ikili biz ne yaparsak, aynen onu yapmak da…Ocak ayında, Tekken 6 ‘ da agzına agzına yedigi tekmelerden ötürü olsa gerek, evde büyük bir hırs içinde, barnakları su toplayana kadar Tekken Practice i yapıyormuş kendisi.

Bu arada, yeni bulaşık makinemiz de geldi. “Aha sana düğün hediyem” diyerek,kamyoneti kapıya dayayan babacıgım,öpücükler sana geliyor.Ve haklısın, bizim “kivi kültürümüz” pek yok.
Ayın başında, babamın dogumgunu oldugundan, geleneksel dogumgunu yemegimize çıktık ailecek. Kimse pek inanamıyor ama Gunaydın Restoran’da köfte yedim. Ayıptır söylemesi çok da nefisti. İçimdeki karnivor, bayram ediyor.

Bir haftasonumuzu sevgilim, onun ailesi ve bizimkiler ile hep beraber geçirdik. Malum bu mevzular, geren mevzulardır ama gerilmenin aksine, muhabbetten, gürültüden, gülmekten artık başıma agrılar girecekti. Çok eglenceli ve rahatlatıcı minik bir aile toplantısını da atlatmış olduk.

Bu aralar yine “fotografım” geldi. Çok şanslıyım ki sevgilim fotograftan anlıyor. Universite yıllarında da kendisi bu konunun üzerine egilmiş.( ahaha bu lafa çok gülüyorum ). Lomografi de ilgi alanımıza girdiğinden, bir Holga aldık. Daha önce İstanbul’dan aldıgımız Kodak Star 110 model makinemize de film arıyorum tırım tırım. Aldıgımız amca, Eminönü’de falan bulabilirsiniz demişti, ben E-bay’de de gördüm geçenlerde.E-bay’den mi yoksa Eminönü’den mi almak daha kolay olacak, karar veremedim.

Bunların dışında, Emre döndü askerden. Geçenler de konuştuk. Lili ile konuştum yine, yılbaşından beri konuşamıyorduk. Tülin yavrum buradan sana müjde, istemeye geldikleri zaman giyecegim elbiseyi dün almış bulunuyorum sonunda! Bu mevzunun üzerine, Evliliğe Giriş adlı yazı dizimde egilecegim.

Bütün bunlar bizim dünyamızda olurken, iş dunyamızda da bir sürü gelişme oluyor.Geçen hafta, Bredamenarinibus Otobus hattımızın açılışı vardı. Pek saygı değer Sanayi Bakanımız buradaydılar.Eh biraz ekonomi sayfalarıyla ilgileniyorsanız, New York Taxi ihalesinden de haberiniz vardır. Hisse alacaksanız alın valla bu aralar tavan yaptı.

Bu haftasonu, kendimize ayırdıgımız tek haftasonu olacak, zira Mart ayı pek bir zorlu başlayacak gibi. Fransa’dan gelecek üst yönetimden misafirlere sunumlar falan filan…Düşündükçe bile içim daralıyorççççççç.

İşte böyle be coni, hayat bir mücadele napçeeen… Bak Libya’ya, zavallı insancıklar botokslu,eksantrik, egomanyak bir manyagın ve onun yeşil defteri ile bütünleşen cıva gibi rejiminin kurbanı oluyor.Biz de burda yok Assassin yok Holga, yok helga…Ayıp. Valla ayıp.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s