Weekend Happy Hour Istanbul

“Bu hafta ne kadar hızlı geçti”. Az önce inanır mısınız sevgilim ve ben bu cümleyi kurduk.

Gerçekten bu haftanın nasıl geçtigini anlamadım. Pazartesi günü, fabrikamız shut-downa girdi. Ofisimizin yeri değişeceginden, herkes pılısını pırtısını toparlayıp, fabrikanın muhtelif yerilerine kacti. Ben, müstakbel kocamın ofisine, onun dizinin dibine gitmeye karar verdim. Pazartesiden beri buradayım ve  aynı ofiste beraber çalışmamamızın, ikimiz için de en hayırlısı olduguna karar verdik bile :)

Salı günü 3. gelinlik provama gittim ve ilk kez gelinliğimi giydim. Zira bundan öncekilerde ortada pek birşey yoktu. Parça parça görünce insan pek birşey anlamıyor fakat bu sefer gerçekten heyecanlandıgımı itiraf etmeliyim. Hiç böyle hissedecegim düşünmemiştim. İşin aslı, gelinlik provalarına gitmek bana zor geliyordu. “Keşke kafama göre hazır birşeyler bulsaydım da alıp kurtulsaydım” dediğim çok oldu. Ama gerçekten bu son provada anladım ki, özel tasarım bir gelinlik giymek, üzerinize göre dikilmesi, sıfırdan yaratılması çok başka birşey. Ha evet, yine keşke, istedigim modele yakın ya da benzer birşeyler bulup üzerinde oynama yaptırtabilseydim diyorum, herkes için daha kolay olurdu sonuçta. Ama şu an halimden çok memnunum. Darısı tüm dileyenlerin başına diyorum.

İki gün annemi ve teyzemi agırladık. “Çeyiz” yerleştirmek için geldiler kendileri. Evin nerelerine neler koydular bilmiyorum ama sağolsunlar, artık 1637891031 adet havlumuz, 178890 adet bornozumuz, 173819 adet nevresimimiz ve yastıgımız var. Ah artık benim de 81933901 parça yemek takımım salonumda, şık masa örtülerimin durdugu çekmecenin yanında. En kısa zamanda yemege beklerim şekerim. Fırında mantarlı enginar yaparım, bırak parmaklarını, kafayı bile yersin bak.

Ve sonunda dün aşılarımızı da olduk. Balayımız için şart olan sarıhumma aşısı. Doktorla konuşurken ben tırsmadım degil. Sonuçta internetten araştırdıgımda bu kadar ciddi gelmemişti durum. Neyse, aşımızı olduk, ilaçlarımıza başlayacagız.Hayırlısıyla da fantastik bir balayı geçirip gelecegiz yüksek müsadelerinizle.

Şu an ofiste Ferdi toplanıyor, 2 saat içerisinde yola çıkacaklarmış. Malum yıllık izin, malum tatil. Tatile gitmiş ve bronzlaşmış insanlarla konuşmuyorum. Neyse ki, yakın arkadaşlarımız da bizimle aynı tarihlerde tatile çıkacakları için ve onlarla Bodrum’da buluşacagımız için sıkıntı yok. Önümüzdeki hafta bizim için de son iş haftası. Cumartesi günü nasıl bir keyif ile bavullarımızı toplayacagımı hayal bile edemiyorum. Geçtigimiz senelerde paylaştıgım tatil yazılarım (1 , 2 ) ile geri dönecegim. Fakat tatilimiz ve balayımız boyunca, açıkcası, bilgisayar, telefon vs görmek dahi istemiyorum. Bütün bunlardan uzak, sadece deniz, güneş ve kum üçlüsünü sindirecegimiz, sevgilimle başbaşa geçecek bir tatil olsun istiyorum. Macerayı balayına saklıyoruz. Playlistimiz de, bir kısmını paylaşmıştım, hazır sayılır. Sevgilim, yolculuk, fotograf, güzel muzik…Daha ne?

Tatil mevzusunda heyecanlandıgım bir başka konu da fotograf. Bu konuda gerçekten çok hassasım. Her tatilimiz için ayrı bir fotograf albumu hazırlıyoruz. Aradan 3-5 ay geçince bile, açıp bakmak o kadar keyifli oluyor ki… Bu sene de su altı kamerası satın aldık. En son Burcu’nun sualtı fotograflarını gördüm. Senelerdir zaten hastasıyım o olayın. Bu sene kısmetse biz de deneyimleyecegiz.O fotograflar için ayrı bir album bile hazırlayabilirim.

Bunun dışında davetiyelerimizi hazırlıyoruz. Zarfları da özel olarak kendimiz yaptıgımız için biraz zaman alıyor ve bu sıcaklarda gerçekten çok zor oluyor. Ama tesellimiz büyük. Hiç kimsenin davetiyesine, davetiye zarfına benzemiyor ve her gören bayılıyor. Eh biz de ne yalan söyleyelim, övünmüyor degiliz.


Bu haftasonunu da davetiye işlerine ayırmayı planlıyorduk fakat bir arkadaşımızın dügününe davetiliyiz, ona gideceğiz. Dügün Hilton İstanbul Moda’nın  terasında açılan 360 isimli mekanda olacakmış. Şahsen orayı çok merak ediyordum. Gidenler anlata anlata bitiremiyor. Gidelim görelim, notunu verelim, değil mi canım?

Bu haftasonuna planladıgım French Weekend’im de malesef gerçekleşemeyecek. Sevgilimle ( katılmak isterlerse arkadaşlarımızla)  geçirecegimiz fransız bir haftasonumuz olsun istiyorduk. Fransız filmleri, fondüler, french cupcakeler ve toastlarla dolu 2 gün. Evet bu aralar Fransa krizlerindeyim. En büyük hayalim, kocamın Paris’te iş bulması, beraber oraya yerleşmemiz ve Paris sokaklarında elimde fotograf makinemle dolanmak ve fotograflarımı, yazılarımı, fransız mutfagı deneyimlerimi blogumda paylaşmak. Yoo, çalışmıyorum zira kocam iyi para kazanıyor ve beni çalıştırmıyor ühühüh.

Sizlere güzellikler, kolaylıklar ve serinlikler dolu bir haftasonu diliyoruz.Güzel bir yaz şarkısıyla da huzurlarınızdan ayrılıyoruz efendim.

Bisouslardan bir demet ♥

Advertisements

One thought on “Weekend Happy Hour Istanbul

Comments are closed.